SON DUYURULAR
Bazı özel okullarda yaz maaşlarının verilmemesi ile ilgili kamuoyu bildirsi
14 Temmuz 2025
Özel Okullarda Öğretmenlere E-Okul Şifrelerinin Verilmemesi
30 Haziran 2025
2. OLAÄžAN GENEL KURUL
01 Eylül 2024
2. OLAÄžAN GENEL KURUL
04 AÄŸustos 2024
BASINA VE KAMUOYUNA: ÜLKEMIZİN BAŞI SAĞOLSUN!
12 Åžubat 2023
EĞİTİMDE ÖZELLEÅžME SORUNU!
Önceki yazılarımda özel öÄŸretim kurumlarındaki sayısal patlamayı ele almıştım. Ancak bu buzdağının görünen kısmı. Suyun altında; geçim derdiyle boÄŸuÅŸan öÄŸretmenler, "eÄŸitim ücreti" adı altında baÅŸlayan ama kitap, servis ve kıyafetle katlanan devasa bir ekonomik ve sistemdeki çarpıklık. Bugünkü yazımda özel sektördeki çarpıklıklardan bahsedeceÄŸim.
Özel sektördeki büyümenin en büyük yükünü öÄŸretmenler omuzluyor. Maalesef ki günümüzde birçok özel okul ve kursta öÄŸretmenler, asgari ücret sınırına hapsolmuÅŸ maaÅŸlar, belirsiz sözleÅŸmeler ve "kurum aidiyeti" adı altında talep edilen sınırsız mesai saatleriyle karşı karşıyalar. Atama bekleyen yüz binlerce genç öÄŸretmenin oluÅŸturduÄŸu "yedek iÅŸgücü ordusu", özel sektördeki iÅŸverenler için bir maliyet düÅŸürme fırsatına dönüÅŸmüÅŸ durumda. ÖÄŸretmen, genç nesilleri geleceÄŸe hazırlayan, sınıfta ilham veren, çocuklara rol model olması gereken bir rehber olması gerekirken; kurumun veliye karşı vitrini, kayıt yenileme döneminin satış destekçisi ve idari iÅŸlerin takipçisi haline getirilmiÅŸ durumda. Bu durum meslek etiÄŸi açısından sorgulanmalı diye düÅŸünüyorum. Kendi geleceÄŸinden emin olmayan bir öÄŸretmenin, bir neslin geleceÄŸini inÅŸa etmesini beklemek ne kadar gerçekçi? ÖÄŸretmenin bir iÅŸçi, velinin bir müÅŸteri olarak görüldüÄŸü bu çarpık sistemde olan geleceÄŸin teminatı genç beyinlere oluyor. Madalyonun bir diÄŸer tarafında da veliler var. Veliler için okul faturası sadece "eÄŸitim ücreti" ile sınırlı kalsa keÅŸke. Sistemin veliler tarafından en çok eleÅŸtirilen noktalarından biri de yan giderlerin birer "ek gelir kapısına’’ dönüÅŸmesi. Birçok kurum, mevzuata aykırı olmasına bakanlığın defalarca uyarmasına raÄŸmen kendi yayınlarını veya anlaÅŸmalı olduÄŸu setleri piyasa deÄŸerinin çok üzerinde rakamlara "zorunlu paket" olarak sunuyor. Bakanlığın ücretsiz dağıttığı kitaplar mı yetersiz yoksa burada ticari bir kaygı mı var? takdir okurlarımın. Sadece kitapta deÄŸil okulun belirlediÄŸi tek tip kıyafetler ve fahiÅŸ servis komisyonları, velinin sırtındaki küfeyi ağırlaÅŸtırıyor. EÄŸitim, anayasal bir hak olmaktan çıkıp; her bir kaleminin ayrı faturalandırıldığı lüks bir tüketim ürününe mi evrilmiÅŸ durumda. "Ücretsiz ders kitabı" devletin bir politikasıyken, özel sektörde kitap ücretinin 60-70 binleri geçmesi bir çeliÅŸki deÄŸil mi? EÄŸitimde sorunlar biter mi? Sistemin bir diÄŸer düÄŸümü ise devlette görev yapan öÄŸretmenlerin özel kurumlarda veya özel ders piyasasında yer alması. Bu durum aslında bir semptomdur. Devlet öÄŸretmeni, ekonomik ÅŸartların yetersizliÄŸi nedeniyle ek gelir arayışına girerken; özel sektör ise "SGK ödemekten kaçındığı kamudaki öÄŸretmenleri çalıştırıyor. Aslında mevzuatta her ÅŸey açık kamudaki bir öÄŸretmen özel okullarda 8 saat derse girebilir. Kurslarda ise hiç giremez. Gelin görkünki sahada durum tam tersi. Bu durum hem devlet okulundaki verimi düÅŸürüyor hem de özel sektördeki genç öÄŸretmenlerin istihdam alanını daraltıyor. Bir yanda güvenceli ama yetersiz maaÅŸlı devlet öÄŸretmeni, diÄŸer yanda güvencesiz ve düÅŸük ücretli özel sektör öÄŸretmeni... Bu iki uç arasındaki uçurumun bedelini ise yine öÄŸrenciler ödüyor.
​ Sonuç olarak; EÄŸitimin ticarileÅŸmesi, sadece binaların kalitesini artırıyor, eÄŸitimin özünü deÄŸil. Özel sektörün varlığı sistem için bir zenginlik olmalı, ancak bu zenginlik öÄŸretmenin sömürülmesi veya velinin bir "gelir kalemi" olarak görülmesi üzerine inÅŸa edilmemeli. Denetimler sadece bina güvenliÄŸiyle sınırlı kalmamalı; öÄŸretmen maaÅŸlarından kitap fiyatlarına kadar her alanda etik ve ÅŸeffaf bir standart getirilmelidir.
​Aksi takdirde, eÄŸitimde "fırsat eÅŸitliÄŸi" cümlesi, sadece bayram nutuklarında kalan bir nostaljiden ibaret olacaktır.
