KURUMSAL
SON DUYURULAR
Bazı özel okullarda yaz maaşlarının verilmemesi ile ilgili kamuoyu bildirsi
14 Temmuz 2025
Özel Okullarda Öğretmenlere E-Okul Şifrelerinin Verilmemesi
30 Haziran 2025
2. OLAĞAN GENEL KURUL
01 Eylül 2024
2. OLAĞAN GENEL KURUL
04 Ağustos 2024
BASINA VE KAMUOYUNA: ÜLKEMIZİN BAŞI SAĞOLSUN!
12 Şubat 2023
BASINA ve KAMUOYUNA
Covid-19 pandemisi sürecinde hem dünyamız hem de ülkemiz pek çok alanda olumsuz etkilenmiştir. Öncelikle belirtmek isteriz ki eğitim alanında öğrencilerin, velilerin ve biz eğitimcilerin yaşadığı birçok zorluk bu sürecin doğal sonucu olarak gelişmiştir; bunun farkındayız. Ancak özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerimiz açısından durum, çok daha vahim noktaya ulaşmıştır. Karşılaşmış olduğumuz durumları özetleyecek olursak:
- Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) ilk bakışta öğretmenlerimizin iş ve ekonomik kazanç anlamında kayıp yaşamaması adına olumlu gözükse de artık sadece kurumların yararına dönmüş durumdadır. Özel sektör öğretmenleri olarak tam mesai şeklinde çalışmamıza rağmen bu ödenek nedeniyle sigortalarımız eksik yatmakta hatta büyük çoğunluğumuz KÇÖ dışında maaş alamamaktayız.
- Pandemi nedeniyle yüz yüze eğitim yapılmayıp uzaktan eğitime geçilmesi gerekçe gösterilerek -ki çevrimiçi de olsa hepimiz normal mesaimizden daha fazla çalışıyoruz- biz özel sektör öğretmenlerinin maaşlarında kesintiye gidilmektedir.
- Gerçekte aldığımız ücretler, asgari ücretin çok az üzerinde olsa da sözleşmelerimiz asgari ücret üzerinden yapılmaya devam ediliyor. Bunun sonucunda birçoğumuz mahkemeye dahi başvuramıyoruz üstelik devletimiz de vergi kaybına uğruyor.
- Temel dersler dışında görülen ve ders programlarına konulmayan ancak çevrimiçi eğitim sürecinde öğrencilerimizin gelişimi açısından önemli gördüğümüz görsel sanatlar, müzik, drama, beden eğitimi... gibi birçok branşın öğretmeni işten çıkarılmakta ya da ücretsiz izinde gösterilip hiç maaş verilmeyerek çaresiz bırakılmaktadır.
ÖSÖB-DER olarak sorunların kaynağının pandemi olmadığının farkında olduğumuzun bilinmesini isteriz. 2007 yılından bu yana öğretmenlik mesleğinin itibarında, saygınlığında ve haklarında yaşanan geriye gidiş, son aylarda, pandemi gerekçesi gösterilerek en kötü dönemlerini yaşamaktadır. 2007 öncesi 625 sayılı yasa ile yönetilen özel öğretim kurumları, 2007’den sonra 5580 sayılı yasa ile düzenlenmiştir. Bunun sonuçları giderek ağırlaşan koşullar olmuştur.
Özellikle ifade etmek isteriz ki ilkeli ve nitelikli eğitim hedefi ile ilerleyen kurumların varlığı sektörümüz açısından umutlarımızı canlı tutuyor. Yalnız gelinen noktada tüm kamuoyunun ve yetkililerin dikkatini çekmek istediğimiz bir husus var: Sağlıklı bir özel öğretim sektörü, sadece biz çalışanların veya kurucuların değil; hayatını, aldığı eğitim ile şekillendirecek olan öğrencilerimizin, bedelini ödeyerek bu sektörden hizmet bekleyen velilerimizin ve tabi ki daha güçlü ve huzurlu olma hedefinde olan ülkemizin de çıkarınadır.
Elbette özel sektördeki eğitim camiasının büyümesi ve kurumların artması bizim de iş alanımızın artması demektir. Ancak bu büyüme öğretmenlerin hak ve itibar kaybı bedeli ile sağlanmamalıdır. Haklarını alamayan ve itibarsızlaştırılmış bir öğretmen, öğrencilerine ne verebilecektir? Bunu öncelikle kurucular düşünmeli, sektör için mantıklı ve sağlıklı gelişim perspektifinde olmalıdır. Pandemi gerekçe gösterilerek özel sektörde “eğitim kurumları batacak” söylemi üzerinden kendisini meşrulaştırmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu anlayışa sahip bazı kişiler, yasalara dahi uymayarak hak gasplarını normal göstermeye çabalamaktadır. 625 sayılı kanunda kurumlar çalışma izni alabilmek için ekonomik teminat göstermek zorunda idi. Ancak sonraki düzenleme ile bu şart kaldırıldı. Bugün geldiğimiz noktada diyoruz ki “Bu teminatı göstermeyen, öğretmen ve personelinin maaşını veremeyecek durumda olan bir kurum gerçekten çalışmaya devam etmeli mi, etse de eğitime ne katabilir?”
Batan kurumların öğretmen, veli ve öğrenci üzerinde yarattığı mağduriyetler kamuoyunun ve devlet yetkililerinin bilgisi dahilindedir.
Sektörümüzde pandemi koşulları nedeniyle yaşadığımız zorlukların farkındayız ve elbette bu konuda özverili davranmaktan çekinmeyeceğiz. Ancak bununla beraber yaşanan hak gasplarının pandemi üzerinden meşrulaştırılmasını ne hukuk ne de toplum vicdanı artık kaldırmamaktadır. Zaten çok yetersiz olan haklarımızın yasa dışı bir şekilde gerile(til)mesini kabul etmiyor; başta, Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerini şikâyet veya ihbar beklemeksizin sürece öğretmenler lehine müdahale etmeye davet ediyor; yapılacak sık denetimlerle en azından mevcut yasa dışılığın önüne geçilmesini bekliyoruz.
Kamuoyunun dikkatine sunarız. Saygılarımızla…
Not: Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili imza kampanyamız başlayacaktır.
ÖSÖB-DER
YÖNETİM KURULU
